MESLEK YÜKSEKOKULU

MÜDÜR'ÜN MESAJI


Değerli gençler,

Ülke kalkınmasında “eğitimin önemi” gerçeğinden yola çıkarsak;

Eğitimi de, bir toplumun kalkınması, toplumda yeni düşünce, bilgi ve becerilerin kazandırılması, benimsetilmesi, uygulanması ve bu bağlamda okul içinde ve okul sonrasında, belirli bir program ve plan çerçevesinde yürütülen çabaların tümü olarak düşünmek, diye tanımlamamız gerekir.

Günümüzde eğitimle ilgili 3 ana felsefeyi kısa başlıklarıyla şöyle anlatabiliriz:

Deneycilik, yaparak öğrenme…

Yeniden yapılandırmacılık, eğitimde yaratıcılık…

Yaşama uyumluluk, günün gerçek ve koşullarına uyma ve onlara yön verme yöntem ve yollarını bulma.

Bu doğrulardan yola çıkan Toros Üniversitesi Meslek Yüksek Okullarına büyük önem vermektedir.

Toros Üniversitesi, “Eğitimin ötesinde, yaşamın içinde” ilke ve doğrularıyla yola çıkmış ve kuruluşundan bu yana da çok ciddi yol almış bir kurum ve kendini kanıtlamış bir eğitim yuvası olmuştur.

Şurası unutulmalıdır ki, eğitimin olmadığı yerde; üretim de, reel hizmet de, kalkınma da olmaz. Bunlar olmayınca da doğaldır ki “istihdam” dan söz etmek mümkün olmaz… Olamaz…

Günümüzde sıkça kullanılan “ara eleman” veya başka bir yaklaşımla, mesleki ve teknik konularda okumuş “yetişkin eleman” dendiğinde akla ilk olarak MESLEK YÜKSEK OKULLARI’NIN gelmesi, bu okulların nice önemli olduğu gerçeğini gösterir. Bu ve bunun gibi bir çok nedenle Meslek Yüksek Okullarının önemi ve anlamı ortaya çıkmaktadır.

Ülke kalkınmasında ve ülke gelişmişliği için, konuyla ilgili uzmanlar, akademisyenler, işverenler ve politikacılar; son yıllarda Meslek Yüksek Okullarının, çağdaş ve uygar toplumlar için ne kadar gerekli olduklarını sürekli vurgularlar.

Bu bağlamda çarpıcı olacağını ve yerinde olacağını varsayarak, eskilerden ve yenilerden bir iki yaşanmış örnek vermek istersek, Toros Üniversitesi olarak ne kadar doğru yolda olduğumuzu anlatmış oluruz;

Kurtuluş Savaşı sırasında Konya’dan cepheye gönderilecek askerleri taşıyacak treni kullanacak makinist yoktur. O dönemde Konya’da yaşayan Ermeni asıllı bir makinistin, treni kullanması için zor kullanılarak getirtilmesi ilginç bir örnektir. Savaşın hemen sonunda yurt dışından getirtilen uzmanların görüşleri doğrultusunda, ilk olarak, “yaparak ve deneyerek öğrenme” metotları geliştirilmiştir. Hemen sonraki yıllarda kurulan ve Türk Milli Eğitimin “yüz akı” –Köy Enstitülerinde-  sadece eğitimci, sağlıkçı yetiştirilmediğini, bugünün Meslek Yüksek Okullarının temellerinin de  atıldığı gerçeğini kolayca görebiliriz.

Yine yakınlarda duyduğum bir örneği de paylaşmak isterim;

ODTÜ Elektrik ve Elektronik mezun olmuş ve yüksek lisansını da tamamlayan çok başarılı bir mühendisin, sıradan bir kablo bağlantısını uygulamalı olarak yapamamasını,  “Kablo bağlantısı benim değil, teknik elemanın işidir.” demesini, Meslek Yüksek Okullarından yetişen gençlerimizin iş dünyasında ne kadar gerekli olduğunu göstermesi bakımından ilginç bir örnek olarak gösterebiliriz.

Sonuç olarak, ülkenin kalkınması ve kalkınmış uluslar seviyesine gelebilmesinde, Toros Üniversitesi olarak Meslek Yüksek Okullarımızın eğitimlerine çok özel bir önem vermekte olduğumuzu, bu anlamda;

İş dünyasına kalifiye eleman yetiştirmek için, İş Dünyası Temsilcileriyle, STK Temsilcileriyle, Meslek Odalarıyla, sağlık kurum ve kuruluşlarıyla ve sektörde görüşülmesi gereken her kesimle görüşerek, “yaparak öğrenme” lerini sağlayacak mesleki uygulama protokolleri imzalayarak öğrencilerimizin uygulamanın içinde yetişmelerine ve mezuniyetleri sonrasında da “işe yerleştirilmelerine” yardımcı oluyoruz.

Değerli öğrencilerimiz,

10 bölüm ve bunlara bağlı 16 programda yaklaşık 1200 öğrenci ile aktif olarak çalışmakta olan yüksekokulumuzda, bütün programlarda 2016-2017 eğitim-öğretim yılından başlayarak “Mesleki Uygulama” dersleri bağımsız ve doğrudan program sorumlusu öğretim elemanının üstlendiği bir ders durumuna getirilmiştir. Değerlendirme, büyük ölçüde uygulama yapılan işyeri sorumlularının görüşlerine dayanmak koşuluyla, program sorumlusu ve program öğretim elemanları tarafından yapılacaktır.

Ayrıca, eğitim-öğretim programlarının geliştirilmesi için o alandaki çözüm ortaklarımızın, öğrencilerimizin ve mezun temsilcilerimizin de katılımıyla oluşturulan bölüm düzeyinden başlayarak üniversite düzeyine kadar değişik kademelerde danışma kurulları oluşturulmuş ve yüksekokulumuzda bölüm ve yüksekokul danışma kurulları ilk toplantılarını yapmıştır. Ortaya çıkan görüşler rektörlük makamına iletilmiştir. Bu kurullar her yarıyıl başında toplanacaktır.

Şu noktayı da, pek farkında olunmadığı için, vurgulamakta yarar görüyorum. Özellikle üniversite eğitiminde önemli olan programdır. Öğrenciyi program yetiştirir. Öğretim elemanı o programda kendine düşen görevi yerine getirmeye çalışır. Tabii bu arada sizleri programın içinde tutmaya çalışmak hem öğretim elemanının hem yöneticilerin görevidir. Aslında bu herkesten önce sizin görevinizdir. Bizler ancak dışarıdan görebildiklerimizi düzeltebiliriz. Programdan sapmalara asla izin veremeyiz.

Hiçbir öğrencimizin, mesleki uygulama için gittiği işyerinden, ben bunu-şunu bilmiyorum deyip geri çekilmesini, ve benzeri durumları görmek istemiyoruz. Bu yüzden programı tam olarak, öğretim elemanı kim ve nasıl olursa olsun, izlemeli ve öğrenmeli; hala da bilmedikleri varsa işyerinde öğrenmeye çaba sarf etmelidir. Az önce programdaki eksiklik ve aksaklıkları düzeltmek için mekanizmaları kurmuş olduğumuzu belirtmiştim. Bu mekanizmaları kullanarak da programdan kaynaklanan hataları düzeltmemizi sağlayabilirsiniz.

Son söz: “Eğitimin ötesinde, yaşamın içinde” ilkemiz ve hedeflerimizle, eğitimli (bilgi ve beceri ile donatılmış) ve yaşamın içinde görev alacak elemanlar yetiştirmek istiyoruz. Bunu hep beraber başaracağız.

Prof. Dr. Servet Özgür

MYO Müdürü

ÜNİVERSİTE HABERLERİ

ÜNİVERSİTE DUYURULARI

ÖĞRENCİ BİLGİ SİSTEMİ

HAZIRLIK BİLGİ SİSTEMİ

DIŞ İLİŞKİLER

BOLOGNA SÜRECİ

Mezun Bilgi Sistemi

TORMED